Hz. Peygamber'in ﷺ Devlet Başkanları ve Yerel Liderlerle Hediyeleşmesi

Hz. Peygamber'in ﷺ Devlet Başkanları ve Yerel Liderlerle Hediyeleşmesi

Öz

Hediye ve hediyeleşme çok eski tarihlere uzanan bir olgudur. Hediye, sevgi ve dostluk göstergesi olarak karşılık beklemeden samimice verilen nesne demektir. Hediye, her iki tarafada birbirini hatırlatan bir araçtır ve tarafları birbirine bağlar. Bunların yanında hediye aynı zamanda diplomatik ilişkiler açısından da büyük bir önem taşımaktadır. Bu makaledegünümüzün ilgi çeken konularından biri olan ve üzerine kültür tarihi bağlamında pekçok çalışma yapılan hediyenin Hz. Muhammed'in (s) peygamberlikle görevlendirilip Medine'de siyasi bir güç haline gelmesinden sonra çevredeki devletler ve yerel liderlerle diplomatik ilişkilerinde önemli bir rol oynayan hediyeleşmeleri hakkındaki rivayetleri ele alacağız.

Anahtar Kelimeler: Hz. Muhammed, Hediye, Hediyeleşme, Tebliğ, Bizans.

 

THEGIFTING OF THE PROPHET MUHAMMAD (PBUH)WİTH PRESİDENTS AND TRİBAL LEADERS

Abstract

Giftandgiftingculturearetwooldphenomenadatingbacktoancienttimes. Gift is an objectthat is giventoanotherpersonsincerelywithoutanyexpectations as a sign of loveandfriendship. Moreover, gift has a greatimportance in terms of politicalanddiplomaticrelations. Inthisstudy, wewilldealwiththenarrationsaboutthegifting of theprophetMohammed (pbuh) withthecountryandtriballeaderswithinthescope of Islamictablighanddawah, aftertheappointment as a prophetandbecame a politicalpower.

Keywords:Prophet Muhammed (pbuh), Gift, GiftGiving, Notification, Byzantium.

 

Giriş

Bu çalışma, Hz. Peygamber'in (s) tebliğinin, siyasetinin ve diplomasisinin anlaşılması açısından önem taşımaktadır. Amacımız Hz. Peygamber’in(s)  hediye algısının ne olduğunu ve Hz. Peygamber'in (s) hayatında hediye ve hediyeleşmenin nasıl bir yer tuttuğunu anlamaya çalış maktır. Böylece o dönemin siyasi ve sosyal hayatı ile ilişkiler ağını daha farklı açılardan bakılabilir. Aynı zamanda inceleyeceğimiz rivayetlerdeki hediyeler ile o günkü siyasi ve sosyal hayat hakkında bize bilgi de verecektir.

Araştırmada faydalandığımız en önemli kaynaklar arasında Siyer ve Megâzi kaynaklarını sayabiliriz. Bu kaynaklardan Hz. Peygamber’in (s) savaşlarını anlatan el-Vâkıdî'nin (ö. 207/823) el‑Megâzî adlıeseri ve es-Süheylî'nin (ö. 581/1185) İbnHişâmsireti üzerine yazdığı er‑Ravzü'l‑Ünüf fî Şerhi's‑Sireti'n‑Nebeviyye li‑İbnHişâm adlı eserlerini zikredebiliriz. Siyer kaynaklarının yanında faydalandığımız önemli kaynaklardan genel tarih kitaplarıdır. Bu kaynaklar arasında, İbnKuteybe'nin (ö. 276/889) el‑Maârif'i, el-Ya’kûbî'nin (ö. 292/905) Tarihü'l‑Ya’kubî'si,İbnü'l‑Cevzî'nin (ö. 597/1200) el‑Muntazam fî Tarihi'l‑Mülûkve'l‑Ümem'i, İbnü'l‑Esîr'in (ö. 630/1232) el‑Kâmil fî Tarih'i, adlı eseri yer almaktadır.

11 ciltten oluşan ve ilk cildi Hz. Peygamber’in (s) hayatı ile ilgili detaylı bilgi veren tabakat kaynaklarından İbnSa‘d'ın (ö. 230/845) Kitâbü't‑Tabakâti'l‑Kebîr'i, bir diğer yararlandığımız eserdir. Hz. Peygamber (s) ile ilgili derleme eserler olan İbnKayyim el‑Cevziyye'nin (ö. 751/1350) Zâdü'l‑Me’âd fî HedyiHayri'l‑İbâd'ı, Makrîzî'nin (ö. 845/1442) İmtâü'l‑Esmâbimali'n‑Nebi mine'l‑Ahvâl ve'l‑Emvâlve'l‑Hafedeve'l‑Metâ'ı ve eş-Şâmî'nin (ö. 942/1536) Sübülü'l‑Hüdâve'r‑Reşâd fî SîretiHayri'l‑İbâdadlı eseri diğer faydalandığımız eserler olmuştur.

Çalışmamızda birçok hadis kitabından ve kitapların içindeki hediye, hibe gibi bablarından da faydalandık. Faydalandığımız temel hadis kaynakları arasında Buhârî'nin (ö. 256/870) Sahih‑i Buhârî'si, Müslim'in (ö. 261/875) Sahihu'l‑Müslim'i, EbûDâvûd'un (ö. 275/889) SünenuEbû Dâvûdadlı eseri bulunmaktadır. Bu kaynakların dışındaki çalışmamızı oluştururkenbirçok son dönem kitaplarından ve birçok araştırmadan da faydalandık.

Arapça'danTürkçe'ye hediye olarak geçen hediyye (هَدِيَّة) kelimesi h‑d‑y (هدي) kökünden türemiştir ve bu kök, "yol göstermek, rehberlik etmek, kılavuzluk etmek" anlamına gelmektedir.[1]Aynı şekilde hedâ (هَدَى) fiili de "yol göstermek, rehberlik etmek, kılavuzluk etmek" gibi anlamlara gelmekle beraber,[2] "açıklamak, göstermek,[3] ve gelini damada götürmek" anlamını da taşır.[4] Bu kökten mastarlar "hedy" (هَدْي), "hüden" ((هُدًى ve "hidâyet" (هِدَايَة)şeklinde gelir.[5] Aynı kökten gelen hidayet kelimesi taşıdığı "bir kişiye nazik bir şekilde yol göstermek, kılavuzluk etmek ve doğru yolu, yönü veya istikâmeti takip etmesine vesile olmak" anlamıyla lütuf ve iyilik yönüyle hediye ile derin bir ilgiye sahiptir.[6] Bir diğer mastar "hüden" ((هُدًى delâletin, doğru yoldan sapmanın zıddı anlamına gelir.[7] Hac ve umre zamanında Harem sınırlarında kesilen kurbana veya hediye edilen mal ve eşyalara da aynı kökten gelen "hedy" (هَدْي) veya "hediyy" (هَدِيّ) denilmektedir.[8] Bir başka rivayette ise "hediyy" (هَدِيّ) "esir" anlamına gelmektedir.[9] Devenin kişiyi evine götürmesinden dolayı deveye de "hediyy" (هَدِيّ) denilmiştir.[10] Başka bir rivayette "hedy" (هَدْي) ise "Beytullâh'a hediye edilen hayvanlar" için kullanılır ve tekili de hediyye'dir (هَدِيَّة).[11] Bu kelimenin bir diğer anlamı ise "izlenilen, gidilen yol"anlamına gelmektedir.[12]

Hediye kelimesinin Arapça çoğul hâli "hedâyâ" (هَدايا) şeklindedir.[13] Aynı kökten türeyen "hâdî"(هَادِي) "herşeyin ilki" anlamına gelmekle birlikte, "yol gösterici, hidayete erdiren" anlamına da gelir.[14] Yol gösteren ve rehberlik eden kimseye, "bir grubun önüne geçerek onlara öncülük etmesi" sebebiyle "hâdî" denilmiştir.[15]Asâya da "bir kişinin ona tutunarak yol bulması" sebebiyle "hâdî" denir.[16] Aynı zamanda "el‑Hâdî" (الهَادِي)Allah'ın (c) 99 isminden biridir.[17]

Hediye kelimesinin farklı yönlere değinen birçok tarif ve tanımları olsa da genel olarak eski Arapça sözlüklerde "insanın sevdiği bir kişiye iyilik ve ikrâm olarak verdiği şey" anlamında geçmektedir.[18]el-Cürcânî hediyeyi, "geri verme şartı olmaksızın verilen şey" olarak tanımlar.[19]Mecelle'de ise hediye "bir kimseye ikrâmen götürülen veya gönderilen mal" olarak tanımlanmaktadır.[20] Kaynaklarda zikredilen lügat ve ıstılâh anlamlarının genel bir değerlendirmesi olarak ise hediye; bir kişinin başka bir kişi veya topluluğa karşılık beklemeksizin, içten gelerek, arada sevgi ve ülfet bağı oluşturması amacıyla fakir veya zengin ayırt etmeksizin ikrâm için verdiği ve geri alınması hoş karşılanmayan şeylerdir. Ayrıca resmi bir kural olmamakla birlikte hediye veren tarafa, alan tarafın hediye vermesi de hoş görülen bir davranıştır.

Arapçada bazı kelimeler de hediye ile eş anlamlı olarak kullanılır. Verilen şey, bağış, ihsân gibi anlamlarda "zebed" (زبد),[21]"hibe" (هبة), "nihle" (نحلة), "atıyye" (عطية), "caize" (جائزة), "tuhfe" (تحفة), ve "atâ" (عطاء) kelimeleri hediye yerine kullanılır. Arapçadan Türkçe'ye de geçen hediye kelimesi aynı anlamını korumakla beraber armağan kelimesi de Türkçede hediye yerine kullanılır.[22] Türkçede hediye kelimesiyle eş anlamlı olarak bazı farklılıkları da içeren birçok kelime kullanılmaktadır.[23]

1. Hz. Peygamber'inDevlet Başkanları ile Hediyeleşmesi

628 yılındaMüslümanların Mekkeli müşriklerle yaptığı Hudeybiye Barış Anlaşması ile birlikte İslâm'ın ve Müslümanların eli güçlenmiş ve tebliğ faaliyetleri hız kazanmıştı. Bu tebliğ faaliyetleri sadece Araplarla sınırlı kalmamış bölgedeki diğer devlet yöneticilerine kadar uzanmıştı. Hz. Peygamber (s) bu devlet başkanlarına İslâm'ı tebliğ eden mektuplar yazmıştı. Hz. Peygamber'e (s), kralların ve emirlerin mührü olmayan mektupları okumadığı söylenince kendisine özel gümüşten yaptırdığı bir mühürle devlet başkanlarına yolladığı mektupları mühürlemişti.[24] Bu mühürlenmiş İslâm'a davet mektuplarını Hz. Peygamber (s), elçiler vasıtasıyla hicri 7. seneden itibaren göndermişti.[25] Bu elçilerden bazıları gittikleri yerlerde kötü karşılanmış ve hakarete uğramış, bazıları güzel karşılanmış ve Hz. Peygamber'e (s)hediyelerle birlikte geri yollanmıştı. Aşağıda Hz. Peygamber'in (s) hediye verdiği veya hediye aldığı devlet başkanları ile ilişkilerini ve hediyeleşmeleri inceleyeceğiz.[26]

1.1. Habeş Meliki

Habeşçe'de hükümdar anlamına gelen “Necâşî” kelimesi Habeş meliklerinin kullandığı bir sıfattır. Hz. Peygamber'in (s) dostluk kurup mektuplaştığı Habeş Necâşi'sinin gerçek adı Ashame'dir.[27] Hz. Peygamber (s), NecâşîAshame'ye iki mektup yollamıştı.[28]Necâşî'ye ilk mektubu hicri 7. senenin başında, kendisini Damreoğulları'nın yanındaki kölelik günlerinden tanıyan Amrb. Ümeyyeed‑Damrî[29] ile yolladı ve onu İslâm'a davet etti.[30] Mektup Necâşî'ye ulaştığında, Necâşîtevazuyla mektubu aldı. Şehâdet getirip İslâm'ı kabul etti.[31]Necâşî, bu mektuba cevap olarak da İslâm'ı kabul ettiğini bildiren bir mektup yazdı. Hz. Peygamber'in (s) Necâşî'ye yolladığı ikinci mektupta, Muhacirler arasında bulunan EbûSüfyân'ın kızı ÜmmüHabîbe ile nikâhının kıyılmasını ve onunla Muhacirlerin Medine'ye gönderilmesini istiyordu.[32]ÜmmüHabîbe (r) kocasıyla hicret etmesine rağmen kocası orada Hristiyan olup ölmüştü. Necâşî, ÜmmüHabîbe'yi (r) Hz. Peygamber'in (s) isteğiyle ona nikâhladı ve Muhacirleri iki gemiyle geri yolladı. Ayrıca Hz. Peygamber'in (s) kendisine yolladığı mektupları bir şişeye koyup sakladı ve "Bu mektuplar Habeşistan'da oldukça Habeşliler'in üzerinden hayır eksilmeyecektir." dedi.[33]

Necâşî, İslâm'ı kabul etmekle birlikte mektuplaşmalarıyla beraber Hz. Peygamber'e (s) birçok hediye yolladı. Kaynaklarda Hz. Peygamber'e (s) yolladığı zikredilen hediyeler arasında Hz. Peygamber'in (s) giydiği bir çift sade siyah mest,[34] kaşlı bir altın Habeş yüzüğü,[35] 3 mızrak,[36]bir katır,[37] Hz. Peygamber'in  (s) su içerken kullandığı bir bardak,[38]Süvan[39] işi bir sarık,[40] bir rida,[41] bir iç elbise[42] ve bir at[43] bulunduğu zikredilir.

Necâşî'nin hediyeler yollamasına karşılık Hz. Peygamber (s) de Necâşî'ye bazı hediyeler yollamıştı. Rum Kralı'nın kendisine hediye olarak yolladığı, halkın o elbiseyi görünce gökten indiğini sandığı kadar güzel ipekten bir kürk vardı. Hz. Peygamber (s) o kürkü Cafer b. EbûTalib'e vermiş ve onu Habeş Kralı Necâşî'ye hediye olarak götürmesini istemiştir.[44]Hz. Peygamber (s), Necâşî'ye hediye olarak bir miktar misk, ukıyye[45] ve kumaş da yollamıştı. Fakat Necâşî vefat ettiği için hediyeler Hz. Peygamber'e (s) geri gelmişti.[46]

1.2. Rum Kralı

Hz. Peygamber (s) İslâm'a davet mektuplarından birini de Rum Kralı Herakl'a (Herakleios) Suriye bölgesini iyi bilen Dihyetü'l‑Kelbî ile yollamıştı.[47]Herakl o dönemde İran'ı yenilgiye uğrattığı için Suriye'de bulunuyordu. Dihye, mektubu Herakl'a ulaştırmıştı.[48]Herakl çeşitli istişareler sonucunda İslâm'ı kabul etmedi[49] ve Dihye, onun yanından ayrıldı. Dihye yanından ayrılırken Herakl ona Hz. Peygamber'e (s) götürmesi için çeşitli hediyeler verdi. Kaynaklarda, Rum kralı Herakl'ın yolladığı hediyeler arasında ashâbın görünce gökten indiğini sandığı kadar güzel ipekten bir kürk,[50]ashâbına yemesi için dağıttığı içi zencefille dolu bir küp[51] zikredilmektedir. Dihye, dönüş yolunda iken Hüneyd b. Ârıd ve oğlu Ârıd b. HüneydCüzâm'dan bir kısım kişilerle yolunu kestiler. Dihye'yi soyup yanındaki hediyelere el koydular.Olayı duyan Benî ed‑Dubeyb'den bir grup, onlara karşı çıkarak Dihye'nin eşyalarını geri aldılar. Dihye, Hz. Peygamber'in (s) yanına gelip olayları olduğu gibi anlattı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s) Zeyd b. Hârise'yiDihye ile 500 kişilik bir kuvvetle onların üzerine gönderdi.[52]

Hz. Peygamber (s) Mute savaşı öncesinde de Herakl'a bir mektup yollamış ondan ya İslâm'ı kabul etmesini ya da cizye vermesini istemişti.[53] Rivayetlere göre Herakl elçiye, Hz. Peygamber'e (s) tâbi olduğunu fakat krallığını bırakmak istemediğini söylemişti. Elçiyle birlikte de altın dinarlar hediye etti.Elçi durumu gelip Hz. Peygamber'e (s) haber verdiğinde Hz. Peygamber (s) onun yalan söylediğini buyurdu.[54] Gönderdiği hediye altınları ise Müslümanlar arasında paylaştırdı. Süheylî, Hz. Peygamber'in (s) bu altın dinarları fey olarak paylaştırdığını rivayet etmiştir.[55]

1.3. Fars Meliki

Hz. Peygamber (s) İslâm'a davet için Abdullah b.Huzâfe es‑Sehmî'yi Fars Meliki Kisrâ'ya mektupla beraber gönderdi. Kisrâ, Araplar'ınSâsânî hükümdarları için kullandıkları sıfat olup o dönemki Kisrâ'nın adı II. Hüsrev Pervîz idi.[56] Abdullah, Hz. Peygamber'in (s) mektubunu Kisrâ'ya ulaştırdı. Mektup, Kisrâ'ya okundu. Kisrâ, Hz. Peygamber'in (s) onu İslâm'a davetini gurur ve kibirle kabul etmedi. Mektubu alıp parçaladı.[57] Bu haber Hz. Peygamber'e (s) ulaşınca Hz. Peygamber (s) ona, "Ya Rabbi! Onun devletini parçala." diyerek beddua etti.[58]Kisrâ, aynı zamanda Yemen'deki valisi Bâzân'a bir mektup gönderdi ve adamlarını Hicaz'da ortaya çıkan peygambere göndermesini ve ondan haber getirmelerini istedi. Fakat çok geçmeden Kisrâ, oğlu Şireveyh tarafından öldürüldü.[59]

Kisrâ, Hz. Peygamber'in (s) davet mektubunu yırtmakla beraber kaynaklarda Hz. Ali'den (r) rivayetle Kisrâ'nın Hz. Peygamber'e (s) hediyeler yolladığını ve Hz. Peygamber'in (s)de onun hediyelerini kabul ettiği rivayet edilmektedir.[60]Hatîb el‑Bağdadî, Kisrâ'nın Hz. Peygamber'in (s) mektubunu parçaladıktan sonra pişman olduğunu ve değerli bir kutu içinde ipek yolladığını rivayet etmiştir.[61]Yaʻkubî ise Kisrâ'nın mektubunu çok değerli bir ipek kumaşın içine misk ile beraber koyarak yolladığını rivayet etmiştir. Bu rivayetin devamında Hz. Peygamber (s) Kisrâ'nın mektubunu açtıktan sonra ipek kumaşa ihtiyaçlarının olmadığını söylemiş, mektubun içindeki miski ise biraz kokladıktan sonra ashâbına verdi söylenmektedir.[62] Yine bazı kaynaklarda Kisrâ'nın yolladığı zikredilen hediyeler arasında ashâbın görünce hayrete düştüğü, altın sırmalı bir elbise,[63] Hz. Peygamber'in (s) bindiği bir katır,[64] bir küp kudret helvası,[65] vardır. Fakat bu hediyelerin başka liderler tarafından da gönderilmiş olması râvilerin rivayette karıştırma yapma ihtimallerini akla getirmektedir. Ayrıca bazı kaynaklar Kisrâ'nın hediye gönderme ihtimalini Hz. Peygamber'in (s) mektubunu yırtması hasebiyle uzak bir ihtimal olarak görmüşlerdir. Kaynaklar, yollandığı rivayet edilen hediyeleri, öldürülen Kisrâ'nın yerine geçen çocuklarının yollamış olma ihtimalini rivayet etmişlerdir.[66]

1.4. İskenderiye Meliki

Hz. Peygamber (s) hicretin 7. senesinin Zilkâde ayında Hudeybiye'den döndüğünde Hâtıbb. EbûBelteʻa'yı, Kıptîlerin İskenderiye Meliki Mukavkıs'a, İslâm'a davet eden bir mektupla gönderdi.[67]Mukavkıs'ın gerçek ismi Cüreycb. Mînâ idi.[68]Hâtıb, Mukavkıs'a mektubu ulaştırdı. Mukavkıs mektubu okuyup Hz. Peygamber (s) için güzel ifadeler kullandı. Sonra mektubu fildişinden yapılmış bir kutuya koydu, üzerini mühürledi ve sakladı. Ayrıca Hz. Peygamber'e (s) cevap veren bir mektup yazdı.[69] Mektubunda Şam taraflarında bir peygamberin çıkacağını beklediğini söyledi ve Hz. Peygamber'e (s) hediyeler yolladığını bildirdi. Mukavkıs, Hz. Peygamber'i (s) doğrudan karşısına almamış; nazik bir şekilde davetini reddetmişti. Ancak Hz. Peygamber'e (s) elçiyle birlikte hediyeler yollamıştı.[70]Hâtıb, Hz. Peygamber'in (s) huzuruna geri geldiğinde Mukavkıs'ın kendisine iyi davranıp, ikrâm ettiğini ve kapısında kendisini fazla bekletmediğini söyledi. Hz. Peygamber (s) onun hediyelerini kabul edip, "Habis krallığını bırakamadı ama krallığı kalıcı değildir." buyurdu.[71]

Kaynaklarda Mukavkıs'ın, Hz. Peygamber'e (s) yolladığı hediyeler arasında Mısır'ın Ensinâ[72] bölgesinin Hafn köyündengüzellikleriyle dikkat çeken "Mâriye el‑Kıbtiyye" (r) ve kız kardeşi "Sîrîn" adlı iki cariye,[73]adına "Me’bûr" denilen hadım edilmiş yaşlı bir köle,[74] "Yaʻfûr" veya "Ufeyr" adlı katır,[75] "Lizâz" adlı bir at,[76] "Düldül" adlı bir katır,[77]1.000 miskal altın,[78] yirmi kat kubtuyye elbisesi,[79] su içerken kullandığı camdan bir bardak,[80] Mısır'ın Benhâ kasabasından bal,[81] misk v.s. gibi güzel kokular,[82] Şam işi bir ahşap sürmelik,[83] sarık,[84] misvak,[85] bir ayna[86] ve bir tarak[87] zikredilir. Rivayetlerde, Hz. Peygamber'in (s) kendisine hediye edilen Benhâ balının tadının hoşuna gittiği ve Allah'tan (c), ona bereket vermesi için dua ettiği zikredilmektedir.[88]Mukavkıs'ın hediye olarak yolladığı "Düldül" boz renkliydi. O zaman Araplarda ondan başka boz katır yoktu.[89] Hediye edilen "Düldül", kirpi anlamına gelmekle birlikte bu ad hızı ve çevikliği sebebiyle ona verilmiştir.[90]Mâriye (r) ve Sîrîn adlı iki cariye Mısır'ın güzel kızlarındandı.[91] Bu iki hediye cariye yolda gelirken Hâtıb'ın onlara İslâm'ı anlatmasıyla Müslüman olmuşlardı. Hz. Peygamber (s), Mâriye adlı cariyeyi kendine eş olarak seçti ve ondan İbrahim adlı çocuğu oldu.[92]

1.5. Hind Hükümdarı

Bazı kaynaklarda HindHükümdarı'nın da Hz. Peygamber'e (s) hediye gönderdiği rivayet edilir. Rivayete göre, Hind Hükümdarı, Hz. Peygamber'e (s) içinde bir küp zencefilin olduğu hediyeler yolladı. Hz. Peygamber (s), o zencefil küpünü ashâbı arasında bölüştürmüştü.[93] Fakat Rum hükümdarının da aynı hediyeden göndermiş olması bunun yanında Hind hükümdarı ile Hz. Peygamber(s)  arasında geçen başka bir rivayetin olmaması rivayet aktaranların karıştırabilme ihtimalini akla getirmektedir.

  1. Hz. Peygamber’in Yerel Liderlerle Hediyeleşmesi

Hz. Peygamber’in (s) tebliğ faaliyetleri devletbaşkanlarının yanında bölgedeki diğer yerel liderler ve valilelere kadar uzanmıştı. Hz. Peygamber (s) yerel liderler ve valililere de elçileri vasıtasıyla mektuplar göndermiş ve aralarında hediyeleşmeler olmuştu.

2.1. Ammân Valisi

Ferve b. Amr el‑Cüzâmî, Rum Kralı'nın, Belkâ topraklarında bulunan Ammân Valisi idi. Hz. Peygamber (s) ona İslâm'a davet mektup göndermemişti. Tebük seferi öncesinde Hz. Peygamber (s) komşu devlet başkanlarına İslâm'a davet mektupları gönderdiği sıradaFerve, İslâm'ı kabul edip Hz. Peygamber'e (s) kavminden Mesʻûdb. Saʻd ile müslüman olduğunu haber veren bir mektup ve yanında hediyeler yolladı.[94] Hz. Peygamber (s) Ferve'nin gönderdiği mektubu okudu ve hediyelerini kabul etti. Hz. Peygamber (s), mektubu okuduktan sonra ona cevap veren bir mektup da yazdı. Mektupta ona, doğru işler yapmaya, Allah (c) ve Resûlü'ne itaat etmeye, namaz kılmaya ve zekât vermeye devam etmesi halinde Müslümanlığının devam edeceğini bildirdi. Ayrıca Hz. Peygamber (s), genellikle diğer elçilere verdiği gibi onun elçisine de hediye verdi. Ferveb. Amr'ın elçisi, Mesʻûd'a 12 ukıyye ve 1 neş[95] para hediye etti.[96]

Belkâ Valisi, Hârisb. EbûŞemir el‑Gassânî, Ferve b. Amr'ınmüslüman olduğunu haber alınca onu huzuruna getirtti. İslâm'ı bırakıp eski dinine dönmesi şartıyla kendisini valilikte bırakacağını söyledi. Ferve iseİslâm'dan asla vazgeçmeyeceğini ifade etti. Onun da, Hz. Muhammed'in (s) Hz. İsa'dan sonra gelecek hak peygamber olduğunu bildiğini, fakat hükümdarlığının elinden gideceğinden korktuğu için bunu açıklamadığını söyledi. Bunun üzerine Hâris, Ferve'yi hapsettirdi. İslâm'ı kabul edip her türlü dünya makam ve mevkisini elinin tersiyle iten Ferve, Filistin'de İfrâ nehrinin kıyısında[97] boynu vurulduktan sonra cesedi asılarak şehit edildi.[98]

Ferve, İslâm'ı kabul ettikten sonra kaynaklarda yolladığı zikredilen hediyeleri arasında "Fıdda" adında bir katır,[99] "Yaʻfûr" adında bir merkeb,[100] "Zarib" adında bir at[101] ve altın yaldızlı ipekten yapılmış elbise ve kaftan[102] bulunmaktadır. Hediyeler arasındaki "Düldül" adlı katırı Mukavkıs'ın hediye ettiği rivayeti geçmekle birlikte Ferve'nin de hediye ettiği rivayetlerde bulunmaktadır.[103]

2.2. Yemame Lideri

Hz. Peygamber (s) İslâm'a davet mektuplarından birini de elçilerden Selîtb. Amr el‑Âmirî ile Yemâme yöneticisi Hevzeb. Ali el‑Hanefî'ye gönderdi. Hz. Peygamber'in (s) İslâm'a davet mektubunu alan Hevze, elçiyi yanında ağırladı, ona ikrâmda bulundu. Hevze, Hz. Peygamber'in (s) davet mektubunu okudu ve İslâm'ı reddetmedi. Kendisinin kavminin şairi ve hatibi olduğunu, Araplar arasında önemli bir yeri olduğunu eğer kendisine bir makam verirse ona tâbi olacağını söyledi. Sonra Hevze, Hz. Peygamber'in (s) elçisi Selîtb. Amr'aHecer işi elbiselerle bazı hediyeler verdi. Selît, bütün bu hediyeleri Hz. Peygamber'e (s) getirdi ve Hevze'nin söylediklerini Hz. Peygamber'e (s) haber verdi. Hz. Peygamber (s) onun mektubunu okuyup "Eğer benden bir parça bile yer isteseydi vermezdim. Kendisi ve elindekiler helâk olsun." diyerek beddua etti.[104] Bazı kaynaklarda Hevze'nin Hz. Peygamber'e (s) "Kerkere" adlı bir köle hediye ettiği Hz. Peygamber'in (s) de onu azat ettiği rivayet edilmiştir.[105]

2.3. Gassân Meliki

Hz. Peygamber (s), Suriye'de hüküm süren Gassânîler'in son emîri[106]Cebele b. el‑Eyhem'e, Şücâb. Vehb ile İslâm'a davet eden bir mektup yazdı. Cebele müslüman oldu ve Müslümanlığını Hz. Peygamber'e (s) bir mektupla haber verdi. Cebeleb. el‑Eyhem'in Hz. Peygamber'e (s) bir hediye de gönderdiği rivayet edilir.[107] Bazı rivayetlere göre ise Cebele, Hz. Ömer (r) döneminde Müslüman oldu. Sonra irtidat etti ve Rum ülkesinde Hristiyan olarak öldü.[108]

2.4. Bizans'ın Belkâ Valisi

İslâm'a davet mektuplarından birini Rum Kayseri'nin Belkâ valisi Hârisb. EbûŞemir el‑Gassânî'ye, Şücâb. Vehb götürdü. Hâris, Dımaşk'ın yeşil bahçeleri, bağları ve meyveleriyle ünlü Guta bölgesinde Humus'tan Kudüs'e gelen Bizans Kralı Herakl'i karşılama hazırlıkları yaptığı sıralarda Şücâ oraya ulaştı. Bir süre sonra huzura kabul edildi ve Hz. Peygamber'in (s) mektubunu ona sundu. Hâris, Hz. Peygamber'in (s) mektubunu okuyunca öfkelenerek mektubu yere atarak, "Benden kim saltanatımı alacakmış!" diyerek Hz. Peygamber'in (s) üzerine yürümeye niyetlendi. Rum Kralı Herakl'e durumu danışan bir mektup yazdı. Durumu öğrenen ve muhtemelen Hz. Peygamber'in (s) Dihyeile gönderdiği mektubu almış olan Herakl ona engel oldu ve kendisiyle buluşmaya çağırdı. Bu cevap üzerine Hâris, Şücâ'ya, yiyecek ve giyecek verdi. Ayrıca 100 miskal altın hediye vererek Hz. Peygamber'in (s) yanına uğurladı. Şücâ aldığı hediyelerle birlikte Medine'ye döndü ve olanları Hz.Peygamber'e (s) anlattı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s) ona, "Saltanatı helak olsun!" diye beddua etti.[109]

2.5.Dûmetülcendel Lideri

Hz. Peygamber (s) Tebük gazvesi öncesinde hicretin 9. yılında Halidb. Velid'i 400 aşkın atlıyla beraber, Hristiyanlığıa mensup Dûmetülcendel Lideri Ükeydir üzerine yolladı. ÜkeydirHristiyandı ve Medine'deki müşriklerle iş birliği yaparak Müslümanları zor durumda bırakıyordu. Hz. Peygamber (s) diğer kral ve yöneticilere davet mektubu yolladığı gibi ona da İslâm'a davet mektubu yollamıştı.[110]Halid, Ükeydir'i esir etti ve onu Hz. Peygamber'in (s) yanına götürdü. Hz. Peygamber (s), Ükeydir ile cizye vermesi koşuluyla anlaştı ve kendisini serbest bıraktı. Hz. Peygamber (s) verdiği güvenceyi ve yaptığı barışı içeren bir belge yazdırdı ve belgeyi tırnağıyla mühürledi.[111]Ükeydir'in Hz. Peygamber ile (s) görüştükten sonra İslâm'ı kabul edip etmediğine, dolayısıyla sahabe sayılıp sayılmayacağına dair kaynaklarda farklı bilgiler yer almaktadır. Bir kısım ulemâ onun İslâm'ı kabul ettiğini, bir kısmı ise etmediğini söylemiştir.[112]

 Kaynaklarda Ükeydir'in Hz. Peygamber'e (s) verdiği hediyeler arasında bir çömlek kudret helvası[113] zikredilir. Ükeydir'in ayrıca Hz. Peygamber'e (s) altın sırmalı, ipek karışımı bir kaftan hediye etmişti. O sıralarda ipek elbise giymeyi henüz yasaklamamış olan Hz. Peygamber'in (s) onu giydiği, bunu gören sahabenin kaftana imrenmesi üzerine onlara, Sa‘db. Muâz'ın cennetteki mendillerinin bundan daha güzel olduğunu söylediği, ardından kaftanı Hz. Ali'ye (r) veya Hz. Ömer'e (r) verdiği, onu satarak parasından faydalanmalarını veya hanımlar arasında paylaştırmalarını istediği rivayet edilmektedir.[114] Hz. Peygamber'in (s) de Ükeydir'e bir hediye verdiği rivayet edilmiştir.[115]

2.6. Eyle Lideri

Tebük Gazvesi zamanında Dûme, Eyle ve Teymâ halkları, Eyle Lideri Yuhannab. Ru’be liderliğinde Hz. Peygamber'in (s) yanına geldi. Yuhanna, Hz. Peygamber'den (s) Ükeydir'e emannâme verdiği gibi kendilerine de vermesini istedi. Hz. Peygamber (s) onlarla da anlaştı. Kendilerine belli bir miktar cizye koydu ve bir emannâme yazdı.[116]Onlar, Hz. Peygamber'e (s) bir dişi katır hediye ettiler. Hz. Peygamber de (s) Yuhanna'yaYemen işi bir kürk hediye etti. Hz. Peygamber (s), Yuhanna'ya muhtemelen bir emân işareti ve hediyesine karşılık olarak bir kürk hediye etti.[117]

2.7. Kisrâ'nın Yemen Valisi

Hz. Peygamber'in (s) davet mektubu Kisrâ'ya ulaştıktan sonra, Kisrâ Yemen'deki valisi Bâzân'a bir mektup göndermiş ve adamlarını, Hicaz'da ortaya çıkan peygambere göndermesini ve ondan haber getirmelerini istemişti. Vali Bâzân, kendi yardımcısını ve başka bir adamını bir mektupla beraber Hz. Peygamber'e (s) yolladı. Onlar Medine'ye gelip mektubu Hz. Peygamber'e (s) verdiler. Hz. Peygamber (s) onlara tebessüm etti ve İslâm'a davet etti. Hz. Peygamber (s) onlara bugün yanından ayrılıp yarın gelmelerini, onlara bir şey söyleyeceğini haber verdi. Ertesi gün Hz. Peygamber'in (s) yanına geldiklerinde onlara, "Adamınıza haber verin, Rabbim bu gecenin 7. saatinde onun Rabbi olan Kisrâ'yı öldürdü." dedi. Hz. Peygamber (s) onlara Allah'ın (c), Kisrâ'ya oğlu Şireveyh'i musallat edip onu öldürdüğü haberini verdi. Bunun üzerine Bâzân'ın iki adamı Bâzân'ın yanına Hz. Peygamber'den (s) aldıkları bu haberle döndüler. Hz. Peygamber (s) elçilere, kendisine bazı kralların hediye ettiği altın ve gümüşten bir kuşak hediye etti.[118] Vali Bâzân ve çocukları Hz. Peygamber'in (s) verdiği haberin doğruluğunun ardından Müslüman oldu. Bâzân'ınMecûsilikten ve onun ibadetlerini yerine getirmekten vazgeçip İslâm'ı kabul etmesinin anısına hediye olarak Hz. Peygamber'e (s) altından yapılmış birsim[119] hediye etti.[120]

2.8. Himyer Meliki

Yemendeki Himyerlerin Meliki olan ZûYezen, rivayetlere göre Hz. Peygamber'e (s) 33 deve karşılığında aldığı elbiseyi hediye etmiş, Hz. Peygamber de (s) onun hediyesini kabul etmiştir.[121]ZûYezen'in Hz. Peygamber'e (s) kudret helvası hediye ettiği ve Hz. Peygamber'in (s) kabul ettiği rivayet edilir.[122] Hz. Peygamber'in (s) de Melik ZûYezen'e ise 20'yi aşkın genç deve karşılığında satın aldığı bir elbiseyi hediye ettiği rivayet edilmiştir.[123]Rivayetlerde geçen HimyerMeliki ZûYezen'den kastedilen kişiSeyfb. ZûYezen olmamalıdır. Çünkü Seyf, Hz. Peygamber (s) doğmadan önce vefat etmişti. Hediyeleşmenin gerçekleştiği ZûYezen'den kastedilen kişi onun oğlu olan Zürʻab. ZûYezen olmalıdır. Zürʻa, Hz. Peygamber'in (s) yanına gelen Himyer heyetiyle birlikte bulunmuş ve Müslüman olmuştu. Hz. Peygamber (s) de ona bir belge yazmış ve onlar da memleketlerine geri dönmüştü.[124]

2.9. Fedek Lideri

Hz. Peygamber'e (s) hediye gönderenlerden biri de Fedek lideriydi. Fedek liderinin gönderdiği bu hediyeler Hz. Peygamber'in (s) maddi olarak sıkıntılı olduğu bir dönemde gelmiş ve Hz. Peygamber'i (s) çok rahatlatmıştı. Hz. Peygamber'in (s) yanına ne zaman muhtaç biri gelse Hz. Peygamber (s) onun ihtiyacını gidermiş ve Bilâl'in onlarla ilgilenmesini buyurmuştu. Bu durumdan yararlanmak isteyen müşriklerden biri Bilâl'e gelip kendisinin imkânı olduğunu ve borç isteyeceği zaman kendisinden istemesini söylemişti. Bilâl de bir keresinde öyle yapmış ve ondan borç almıştı. Bir süre sonra müşrik Bilâl'i gördüğünde çatık bir çehreyle ağır hakaretler etmiş ve borcu ödemesi için 4 günü kaldığını hatırlatmıştı. Eğer borcu ödeyemezse kendisini borca bedel olarak köle yapacağını söylemişti. Bu duruma üzülen Bilâl, borcu ödeyecek para olmadığı için parayı bulana kadar kaçmak için Hz. Peygamber'den (s) izin aldı. Sabahleyin kaçmak için hazırlandığı sırada Hz. Peygamber (s) Bilâl'i çağırttı. Ona müjde verdi ve Allah'ın (c) ona borçlarını ödeyecek imkân verdiğini söyledi. Fedek Lideri'nin kendisine elbise ve yiyecek yüklü 4 deve hediye ettiğini müjdeledi. Yükleri alarak satmasını ve borçları ödemesini buyurdu. Bilâl de Hz. Peygamber'in (s) buyurduğu gibi yaptı. Hz. Peygamber, (s) kalan paraları da dağıtmasını buyurdu.[125] Fedek Lideri'nin yolladığı bu hediye Hz. Peygamber'in (s) maddi olarak rahatlamasını sağlamıştı.

Sonuç

Geçmişi insanlık tarihi kadar kadîm olan hediye ve hediyeleşme İslâmiyetin teşvikiyle beraber İslâm toplumunda önemli bir işlev görmüştür.Hz. Peygamber (s) devlet başkanlarına ve yerel liderlere İslâm'ı tebliğ etmek için çeşitli mektuplar yollamıştı. Bu mektupların muhatapları kimi zaman cevap verme gereği bile duymayarak mektupları yırtmış kimi zaman ise hediyelerle birlikte nazik bir şekilde Hz. Peygamber'in (s) tebliğini reddetmişlerdi. Hz. Peygamber (s) liderlerin oan yolladıkları hediyelerini reddetmemekle birlikte onlardan sadece bazılarına hediye yollamıştı. Fakat Hz. Peygamber (s) bu liderlerden elçi yollayanların elçilerine ise hediye vermeyi ihmal etmemiştir.Sonuç olarak Hz. Peygamber'inçeşitli vesilelerle liderlerle yaptığı hediyeleşmeler dönemin hediye ve hediyeleşmesi hakkında bilgi vermesinin yanında dini, siyasal, ekonomik, sosyo-psikolojik ve kültürel açıdan o günkü toplumu anlamamızı sağlamaktadır ve Hz. Peygamber’in siyasetini/tebliğinianlamamız açısından önem taşımaktadır.

Arş.Gör.Ümit KESKİN

 

Kaynaklar

Ahmedî, Alib. Hüseyin Ali, Mekâtibü'r‑Resûl, 3c.,Dâru Saab, Beyrut, [t.y.]

Akpınar, Ali, "Hediye'nin Dini Temelleri", Türk Kültüründe Hediye Sempozyumu, İstanbul, 2005, Yayınlanmamış Tebliğ.

Algül, Hüseyin, “Himyerîler”,DİA, C. XVIII.

el-Bağdadî, Ebü'l‑FedailSafiyyüddinAbdülmü'minİbn Abdülhak (ö. 739/1338), Merâsidü'l‑Ittıla’ ala Esmâi'l‑Emkineve'l‑Bika’, 3c.,thk. Ali Muhammed Bicavi, Dârü'l‑Ma'rife, Beyrut, 1954.

Bardakoğlu, Ali, “Hediye”, DİA, C. XVII.

el-Belâzürî, Ebü'l‑Abbas Ahmed b. Yahyâ b. Câbir (ö. 279/892), Ensâbü'l‑râf, 13c.,thk. Riyad Zirikli, Süheyl Zekkâr, Dârü'l‑Fikr, Beyrut, 1996.

Beyhakî, EbûBekrAhmedb. el‑Hüseyinb. Ali (ö.458/1066), Delâilü'n‑Nübüvve ve Ma'rifetu Ahvâli Sahibi'ş‑Şeria, 7c.,thk. Abdülmu’tiKal’aci, Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 1985.

el-Bezzâr, EbûBekrAhmed b. Amrb. Abdülhalik el‑Basri (ö.292/905), el‑Bahrü'z‑Zehhâr=Müsnedü'l‑Bezzâr, 18c.,thk. Mahfuzurrahman Zeynullah, Mektebetü'l‑Ulum ve'l‑Hikem, Medine, 1988.

el-Bîrûnî, Ebü'r‑Reyhan Muhammed b. Ahmed el‑Harizmiel-Bîrûnî (ö. 453/1061), el‑Cemâhirfî Ma'rifeti'l‑Cevâhir,Âlemü'l‑Kütüb, Beyrut, 1984.

Buhârî, Ebû Abdullah Muhammed b. İsmail (ö. 256/870), Sahih‑i Buhârî ve Tercemesi,15c., çev. Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1989.

Cevdet Paşa, Ahmed (ö. 1312/1895), Karşılaştırmalı Mecelle‑i Ahkâm‑ı Adliye (Mecelle Tadilleri ve Gerekçeleriyle Birlikte), haz. Ahmet Akgündüz, Osmanlı Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 2013.

el-Cevherî, EbûNasr İsmail b. Hammâd (ö.400/1009), es‑SıhahTacü'l‑Luğa ve Sıhâhi'l‑Arabiyye, 6c.,thk. AhmedAbdülgafur Attar, Dârü'l‑İlmli'l‑Melâyin, Beyrut, 1990.

el-Cürcânî, Ebü'l‑Hasan Seyyid Şerif Ali b. Muhammed b. Ali el-Cürcânî (ö. 816/1413), et‑Taʻrîfât, thk. Muhammed Sıddık el‑Minşavî, Darü'lFazile, Kahire, [t.y.]

Çimen, Abdullah, “Belkıs'ın Hz. Süleyman'a Gönderdiği Siyasi Amaçlı Hediyeler”, Türk Kültüründe Hediye Sempozyumu, İstanbul, 2005, Yayınlanmamış Tebliğ.

Doğan, Mehmet, Büyük Türkçe Sözlük, Pınar Yayınları, İstanbul 2008.

EbûDâvûd, Süleyman b. Eş’as b. İshak el‑Ezdi Ebû Davud es‑Sicistani (275/889),SünenuEbûDâvûd, 7c.,thk. Şuayb el‑Arnautv.d.,Dârü'r‑Risâleti'l‑Alemiyye, Beyrut, 2009.

Ebü'ş‑Şeyh, Ebû Muhammed Abdullah b. Muhammed b. Ca’fer b. Hayyan Ensari İsfahânî (ö. 369/979),Ahlâkü'n‑Nebi ve Âdâbuhu, 4c.,thk. Salih b. Muhammed Veneyyan, Dârü'l‑Müslim, Riyad, 1998.

Ertürk, Mustafa, “Ükeydirb. Abdülmelik”, DİA, C. XLII.

el-Ezherî, Ebû Mansur Muhammed b. Ahmed b. Ezher el‑Herevi, (ö. 370/980), Tehzîbü'l‑Luğa, 15c.,thk. Muhammed AbdünnaimHafaci, MahmûdFerec Ukde, ed‑Dârü'l‑Mısriyyeli't‑Te’lifve't‑Tercüme, Kâhire, [t.y.]

Fayda, Mustafa, “Cebeleb. Eyhem”, DİA, C. VII.

Halil b. Ahmed, Ebû Abdurrahman Halilb. Ahmedb. AmrFerâhidî (ö. 175/791), Kitâbü'l‑Ayn, 4c.,thk. Mehdi Mahzûmî, İbrâhimSamerrâî, Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 2003.

Hamidullah, Muhammed (ö.1423/2002), el‑Vesâiku's‑Siyâsiyye: Hz. Peygamber Döneminin Siyasi‑İdari Belgeleri, çev. Vecdi Akyüz, Kitabevi, İstanbul, [t.y.]

Hamidullah, Muhammed (ö.1423/2002), İslamPeygamberi: Hayatı ve Faaliyeti, 2c., çev. Salih Tuğ, İstanbul, İrfan Yayınevi, 1990.

el-Heysemî, Ebü'l‑Hasan Nureddin Ali b. EbîBekrb. Süleyman(ö. 807/1405), Mecmaü'z‑Zevâid ve Menbaü'l‑Mevâid, 10c.,thk. Hüsameddin Kudsî, Mektebetü'lKudsi, Kâhire, 1967.

İbnAbdülhakem, Ebü'l‑Kâsım Abdurrahmanb. Abdullah (ö.257/871), FütûhuMısrve'l‑Mağrib, 2c.,thk. Abdülmünim Amir, el‑Heyetü'l‑Amme liKusuri'l‑Amme, Kahire, [t.y.]

İbnBerrecân, Ebü'l‑Hakem Abdüsselamb. Abdirrahmanb. Muhammed (ö.536/1142), ŞerhuEsmâillahi'l‑Hüsnâ, 2c.,thk. AhmedFerid el‑Mezidi, Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 2010.

İbnDüreyd, EbûBekr Muhammedb. el‑Hasan el‑Ezdî el‑Basrî (ö.321/933), el‑İştikâk,thk. Abdüsselam Muhammed Hârun, Mektebetü'l‑Hanci, Kâhire, 1958.

İbnHabîb, EbûCa'fer MuhammedİbnHabîbİbnÜmeyyeb. Amr el‑Haşimi el‑Bağdadî (ö.245/860), el‑Münemmak fî AhbâriKureyş, 2c.,tsh. HurşidAhmed Faruk, Âlemü'l‑Kütüb, Beyrut, 1985.

İbn Hacer, Ebü'l‑FazlŞihâbüddînAhmedb. Alîb. Muhammed el‑Askalânî (ö.852/1449), el‑İsâbe fî Temyizi's‑Sahabe,8c.,thk. AdilAhmedAbdülmevcud, Ali Muhammed Muavviz; Dârü'l‑Kütübü'l‑İlmiyye, Beyrut, 1995.

İbnHişâm, Ebû Muhammed Cemaleddin Abdülmelik (ö.213/828) es‑Sîretü'n‑Nebevî, 4c.,thk. Ömer Abdüsselam Tedmürî, Darü'lKitâbi'l‑Arabî, Beyrut, 1990.

İbnKayyim, Ebû Abdullah Şemseddin Muhammed İbnKayyim el-Cevziyye(ö. 751/1350), Zâdü'l‑Me’âd fî HedyiHayri'l‑İbâd, 5c.,thk. Şuayb el‑Arnaut, Abdülkadir Arnaut, Müessesetü'r‑Risâle, Beyrut, 1981.

İbnKayyim, Ebû Abdullah Şemseddin Muhammed İbnKayyim el-Cevziyye (ö.751/1350), Zâdü'l‑Me’âd fî HedyiHayri'l‑İbâd, 5c.,thk. Şuayb el‑Arnaut, Abdülkadir Arnaut, Müessesetü'r‑Risâle, Beyrut, 1981.

İbnKuteybe, Ebû Muhammed Abdullahb. Müslim b. KuteybeDîneverî (ö. 276/889), el‑Maarif, thk. Servet Ukkaşe, Dârü'l‑Maârif, Kahire, 1969.

İbnSa‘d, Ebû Abdullah Muhammedb. Sa‘db. Meni' Zührî (ö.230/845), Kitâbü't‑Tabakâti'l‑Kebîr = et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, 11c.,thk., Ali Muhammed Ömer, Mektebetü'l‑Hanci, Kâhire, 2001.

İbnSa‘d, Ebû Abdullah Muhammedb. Sa‘db. Meni' Zührî (ö.230/845),Kitâbü't‑Tabakati'l‑Kebir, 11c, Ed. Adnan Demircan, çev. Musa Kazım Yılmaz v.d., Siyer Yayınları, İstanbul, 2014.

İbnSîde, Ebü'l‑Hasan Ali b. İsmail (ö.458/1066), el‑Muhkem ve'l‑Muhîtü'l‑A'zamfi'l‑Luğa, 12c.,thk. AbdüssettarAhmedFerrac, CâmiatuDevli'l‑Arabiyye el‑Munazzamatü'l‑Arabiyyeli't‑Terbiyyeve's‑Sekâfeve'l‑Ulum Ma'hedü'l‑Mahtutati'l‑Arabiyye, Kahire, 1997.

İbnü'l‑Cevzî, Ebü'l‑FerecCemâlüddînAbdurrahmânb. Alîb. Muhammed Bağdâdî (ö.597/1201), el‑Muntazam fî Tarihi'l‑Mülûkve'l‑Ümem, 19c.,thk. Muhammed Abdülkadir Ahmed Ata v.d.,Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 1992.

İbnü'l‑Esîr, Ebü'l‑Hasan İzzeddin Alib. Muhammedb. Abdülkerim (ö.630/1233), Üsdü'l‑Gâbe fî Ma’rifeti's‑Sahabe,8c.,thk. Ali Muhammed Muavviz, Adil AhmedAbdülmevcûd, Darü'l‑Kütübü'l‑İlmiyye, 1994.

İbnü'l‑Esîr, Ebü'l‑Hasan İzzeddin Alib. Muhammedb. Abdülkerim (ö.630/1233), el‑Kâmilfi't‑Tarih, 13c.,Dâru Sadır ; Dâru Beyrut, Beyrut, 1965.

el-İsfahânî, Ali b. Hüseyin b. Muhammed Ebü'l‑Ferec (ö. 356/967), MüfredâtuElfâzi'l‑Kur'ân, thk. Safvân Adnan Davudi, Dârü'l‑Kalem, Dımaşk, 1992.

el-İsfahânî, EbûNuaymAhmed b. Abdullah b. İshak İsfahânîEbûNuaym (ö. 430/1038), Sıfatü'l‑Cenne, 3c.,thk. Ali Rıza Abdullah, Dârü'l‑Me'munli't‑Türas, Dımaşk, 1995.

el-İsfahânî, EbûNuaymAhmed b. Abdullah b. İshak İsfahânîEbûNuaymİsfahânî (ö. 403/1038), Ma'rifetü's‑Sahabe, 4c.,thk. Adil b. Yusuf el‑Azzazi, Medarü'l‑Vatan, Riyad, 2011.

Kapar, M. Ali, HazretiMuhammed'inMüşriklerleMünasebeti, İlim Yayınları, İstanbul, 1987.

Mutçalı, Serdar, Arapça‑Türkçe Sözlük, Dağarcık Yayınları, İstanbul, 1995.

Müslim, Ebü'l‑Hüseyin el‑Kuşeyri en‑NisaburiMüslimb. el‑Haccac, (ö.261/875)Sahih‑iMüslimveTercemesi, 8c., çev. Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul, 1970.

en-Nîsâbûrî, Ebû Abdullah İbnü'l‑Beyyi’ Muhammed Hakim (ö. 405/1014), el‑Müstedrekale's‑Sahihayn, 4c.,thk. Mustafa Abdülkadir Ata, Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 1990.

Özkuyumcu, Nadir, “Mukavkıs”, DİA, C. XXXI.

Öztürk, Levent, “Necâşi”, DİA, C. XXXII.

Öztürk, Levent, İlkHicretHabeşistan, Siyer Yayınları, İstanbul, 2015.

Sakarya, Candan Işıl, "Türk Kültüründe Hediyeleşme Geleneği ve Hediyeler", Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006, Ankara.

es-Süheylî, Ebü'l‑Kâsım Abdurrahmanb. Abdullahb. Ahmed(ö.581/1185), er‑Ravzü'l‑Ünüf fî Şerhi's‑Sireti'n‑Nebeviyye li‑İbnHişâm, 4c.,thk. Abdullah Minşavi, Dârü'l‑Hadîs, Kahire, 2008.

eş-Şâmî, EbûAbdillâhŞemsüddîn Muhammedb. Yûsufb. Alîb. YûsufSâlihî(ö.942/1536), Sübülü'l‑Hüdâve'r‑Reşâd fî SîretiHayri'l‑İbâd, 12c.,thk. Adil AhmedAbdülmevcûd Ali Muhammed Muavviz, Darü'l‑Kütübü'l‑İlmiyye, Beyrut, 1993.

Topaloğlu, Bekir, “Hâdî”, DİA, C. XV.

el-Vâkıdî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ömer b. Vakıd el‑Eslemî (ö. 207/823), el‑Megâzî, 3c.,thk. MarsdenJones, Dârü'l‑Alemî, Beyrut, 1989.

el-Ya’kubî, İbn Vazıh Ahmed b. İshak b. Ca'fer (ö. 292/905),Tarihü'l‑Ya’kubî, 2c.,thk. Dâru Sadır, Beyrut, 2010.

Yardım, Ali, “Düldül”, DİA, C. X.

 

 


      *Bu makale İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi Anabilim Dalı’nda hazırladığımız "Risalet Görevinin Başlangıcından Vefatına Kadar Hz. Peygamber'in Hayatında Hediye" adlı Yüksek Lisans tezinden hazırlanmıştır.

      **Arş. Gör., İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü, umiteskin@gmail.com

[1]Ebû Abdurrahman Halil b. Ahmed b. AmrFerâhidî Halil b. Ahmed (ö. 175/791), Kitâbü'l‑Ayn, 4c, thk. Mehdi Mahzûmîv.d.,Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 2003, IV/299; Ali b. Hüseyin b. Muhammed Ebü'l‑Ferec el‑İsfahânî (ö. 356/967), MüfredâtuElfâzi'l‑Kur'ân, thk. Safvan Adnan Davudi,Dârü'l‑Kalem, Dımaşk, 1992, s. 835; Ebû Mansur Muhammed b. Ahmedb. Ezher el‑Herevi el-Ezherî, (ö. 370/980), Tehzîbü'l‑Luğa, 15c.,thk. Muhammed AbdünnaimHafaci, MahmûdFerec Ukde, ed‑Dârü'l‑Mısriyyeli't‑Te’lifve't‑Tercüme, Kâhire, [t.y.] VI/380; Ali Bardakoğlu, “Hediye”, DİA, XVII/151;Abdullah Çimen, “Belkıs'ın Hz. Süleyman'a Gönderdiği Siyasi Amaçlı Hediyeler”, Türk Kültüründe Hediye Sempozyumu, İstanbul, 2005, Yayınlanmamış Tebliğ s. 3.

[2]Halilb. Ahmed, Kitâbü'l‑Ayn,IV/299;el‑İsfahânî, MüfredâtuElfâzi'l‑Kur'ân, s.835.

[3]Halilb. Ahmed, Kitâbü'l‑Ayn,IV/300; el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa,VI/381.

[4]el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa, VI/380.

[5]Ebü'l‑Hasan Ali b. İsmail İbnSîde (ö.458/1066), el‑Muhkem ve'l‑Muhîtü'l‑A'zamfi'l‑Luğa, 12c.,thk. AbdüssettarAhmedFerrac, CâmiatuDevli'l‑Arabiyye el‑Munazzamatü'l‑Arabiyyeli't‑Terbiyyeve's‑Sekâfeve'l‑Ulum Ma'hedü'l‑Mahtutati'l‑Arabiyye, Kahire, 1997,IV/267.

[6]el‑İsfahânî, MüfredâtuElfâzi'l‑Kur'ân, s.835.

[7] Halil b. Ahmed, Kitâbü'l‑Ayn, IV/299; el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa, VI/378.

[8] Halil b. Ahmed, Kitâbü'l‑Ayn, IV/299; el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa, VI/380.

[9]el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa, VI/380.

[10]el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa,VI/384.

[11]el‑İsfahânî,MüfredâtuElfâzi'l‑Kur'ân, s. 839.

[12]el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa, VI/382.

[13] Halil b. Ahmed, Kitâbü'l‑Ayn, IV/299.

[14] Halil b. Ahmed, Kitâbü'l‑Ayn, IV/299.

[15]Halil b. Ahmed,Kitâbü'l‑Ayn,IV/299.

[16]Halil b. Ahmed, Kitâbü'l‑Ayn, IV/300.

[17]Ebü'l‑Hakem Abdüsselam b. Abdirrahman b. Muhammed İbnBerrecân (ö.536/1142), ŞerhuEsmâillahi'l‑Hüsnâ, 2c.,thk. AhmedFerid el‑Mezidi, Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 2010, I/216; Bekir Topaloğlu, “Hâdî”, DİA, XV/9; Ali Akpınar, "Hediye'nin Dini Temelleri", Türk Kültüründe Hediye Sempozyumu, İstanbul, 2005, Yayınlanmamış Tebliğ s. 2.

[18]Halil b. Ahmed, Kitâbü'l‑Ayn, IV/299.

[19]Ebü'l‑Hasan Seyyid Şerif Ali b. Muhammed b. Ali el-Cürcânî (ö.816/1413), et‑Taʻrîfât, thk. Muhammed Sıddık el‑Minşavî, Darü'lFazile, Kahire, [t.y.], s. 215.

[20]Ahmed Cevdet Paşa (ö.1312/1895), Karşılaştırmalı Mecelle‑i Ahkâm‑ı Adliye (Mecelle Tadilleri ve Gerekçeleriyle Birlikte), haz. Ahmet Akgündüz, Osmanlı Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 2013, s. 215.

[21]EbûCa'fer Muhammed İbnHabîbİbnÜmeyyeb. Amr el‑Haşimi el‑Bağdadî (ö.245/860), el‑Münemmak fî AhbariKureyş, 2c.,tsh. HurşidAhmed Faruk, Âlemü'l‑Kütüb, Beyrut, 1985, I/235.

[22]Cumhuriyet döneminde Arapça kelimelerin yerine Türkçe kelimeler bulma çalışmaları sırasında Türk Dil Kurumu 23 Eylül 1934 senesinde Hâkimiyet‑i Milliye gazetesinde yayınlattığı alternatif kelimeler listesinde hediye kelimesi yerine armağan kelimesini önermiştir. Fakat hediye ile armağan kelimeleri arasında bazı kullanım farklılıkları vardır. Daha detaylı bilgi için Bkz. Candan Işıl Sakarya, Türk Kültüründe Hediyeleşme Geleneği ve Hediyeler, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006, Ankara, s. 7; Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük, Pınar Yayınları, İstanbul, 2008, s. 685.

[23]Hediye kelimesinin Türkçede tarih boyunca karşıladığı kelimeler için Bkz. Sakarya, Türk Kültüründe Hediyeleşme Geleneği ve Hediyeler, s. 4‑8.

[24]BuhârîLibâs, 50; Müslim Libâs, 56,57.

[25]Ebû Abdullah Muhammed b. Sa‘db. Meni' ZührîİbnSa‘d (ö.230/845), Kitâbü't‑Tabakâ­ti'l‑Kebîr=et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, 11c.,thk., Ali Muhammed Ömer, Mektebetü'l‑Hanci, Kâhire, 2001,I/222.

[26]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/222‑228; EbûCa'fer Muhammed İbnHabîbİbnÜmeyyeb. Amr el‑Haşimi el‑Bağdadî (ö. 245/860), Kitâbü'l‑Muhabber, tsh. IlseLichtenstadter, Dârü'l‑Âfâkı'l‑Cedîde, Beyrut, [t.y.], s.75‑77; M. Ali Kapar, Hz. Muhammed'in Müşriklerle Münasebeti, İlim Yayınları, İstanbul, 1987, s. 238‑242.

[27]Ebû Abdullah Şemseddin Muhammed İbnKayyim el‑Cevziyye, (ö.751/1350), Zâdü'l‑Me’âd fî HedyiHayri'l‑İbâd, 5c.,thk. Şuayb el‑Arnaut, Abdülkadir Arnaut, Müessesetü'r‑Risâle, Beyrut, 1981, I/120; Levent Öztürk, “Necâşi”, DİA, XXXII/476.

[28]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/222.

[29]Levent Öztürk, “Necâşi”, DİA,XXXII/476.

[30]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/222.

[31]İbnKayyim, Zâdü'l‑Me’âd,I/120.

[32]Levent Öztürk, İlk Hicret Habeşistan, Siyer Yayınları, İstanbul, 2015, s.140.

[33]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/223.

[34]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/414.

[35]Ebü'l‑FazlŞihâbüddînAhmed b. Alîb. Muhammed İbn Hacer el-Askalânî (ö.852/1449), el‑İsâbe fî Temyizi's‑Sahabe,8c.,thk. AdilAhmedAbdülmevcud, Ali Muhammed Muavviz; Dârü'l‑Kütübü'l‑İlmiyye, Beyrut, 1995, VIII/25.

[36]Ebü'l‑Abbas Ahmed b. Yahyâb. Câbir el-Belâzürî (ö.279/892), Ensâbü'l‑Eşrâf, 13c.,thk. Riyad Zirikliv.d.,Dârü'l‑Fikr, Beyrut, 1996, I/202.

[37]Ebû Muhammed Abdullah b. Muhammed b. Caʻferb. Hayyan Ensari İsfahânîEbü'ş‑Şeyh(ö.369/979), Ahlâkü'n‑Nebi ve Âdâbuhu, 4c.,thk. Salih b. Muhammed Veneyyan, Dârü'l‑Müslim, Riyad, 1998, C. II, s. 467.

[38]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/417.

[39]Mısır'da bir belde Bkz. Kitâbü'l‑Muhabber, s. 76.

[40]İbnHabîb,Kitâbü'l‑Muhabber, s. 76.

[41]İbnHabîb, Kitâbü'l‑Muhabber, s. 76.

[42]İbnHabîb, Kitâbü'l‑Muhabber, s. 162.

[43]Ali b. Hüseyin Ali Ahmedî, Mekâtibü'r‑Resûl, 3c.,Dâru Saab, Beyrut, [t.y.], I/130.

[44]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/393.

[45]Ukıyye gümüş para demek olup 40 dirheme denk gelmektedir. Bkz. el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa, IX/375.

[46]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,X/93; İbn Hacer, el‑İsâbe, VIII/462.

[47]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/223.

[48]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/223.

[49]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/223.

[50]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/393.

[51]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,V/303.

[52]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,II/84.

[53] Muhammed Hamidullah (ö. 1423/2002), el‑Vesâiku's‑Siyâsiyye: Hz. Peygamber Döneminin Siyasi‑İdari Belgeleri, çev. Vecdi Akyüz, Kitabevi, İstanbul, [t.y.], s. 123.

[54]Ebü'l‑Kâsım Abdurrahman b. Abdullah b. Ahmedes-Süheylî, (ö.581/1185), er‑Ravzü'l‑Ünüf fî Şerhi's‑Sîreti'n‑Nebeviyye li‑İbnHişâm, 7c.,thk. Ömer Abdüsselam es‑Selami, Darü‑İhyai't‑Türas'l‑il‑Arabi, Kahire, Beyrut, 2000,VII/398‑400.

[55]es-Süheylî, er‑Ravzü'l‑Ünüf,VII/398.

[56]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/223‑224.

[57]İbnSa‘d,et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/223‑224.

[58]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/223‑224.

[59]İbnü'l‑Cevzî, Ebü'l‑FerecCemâlüddînAbdurrahmân b. Alîb. Muhammed Bağdâdîİbnü'l‑Cevzî (ö.597/1201), el‑Muntazam fî Tarihi'l‑Mülûkve'l‑Ümem,19c.,thk. Muhammed Abdülkadir Ahmed Ata v.d.,Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 1992, II/462.

[60]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/335.

[61]EbûBekr el‑HatîbAhmed b. Ali b. Sabit Hatîb el‑Bağdâdî (ö. 463/1071), TârîhuMedîneti's‑Selâm, 16c.,Dârü'l‑Garbi'l‑İslami, Beyrut, 2001, I/457; Ahmedî, Mekâtibü'r‑Resûl,I/93.

[62]İbn Vazıh Ahmed b. İshak b. Ca'ferYa’kubî (ö.292/905), Tarihü'l‑Ya’kubî, 2c.,thk. Dâru Sadır, Beyrut, 2010, II/77.

[63]EbûNuaymAhmed b. Abdullah b. İshak İsfahânîEbûNuaym el-İsfahânî (ö. 430/1038), Sıfatü'l‑Cenne, 3c.,thk. Ali Rıza Abdullah, Dârü'l‑Me'munli't‑Türas, Dımaşk, 1995, II/291.

[64]Ebû Abdullah İbnü'l‑Beyyi’ Muhammed Hakim en-Nîsâbûrî (ö.405/1014), el‑Müstedrekale's‑Sahihayn, 4c.,thk. Mustafa Abdülkadir Ata, Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 1990, III/623.

[65]EbûAbdillâhŞemsüddîn Muhammed b. Yûsuf b. Alî b. YûsufSâlihîeş-Şâmî (ö.942/1536), Sübülü'l‑Hüdâve'r‑Reşâd fî SîretiHayri'l‑İbâd, 12c.,thk. Adil AhmedAbdülmevcûdv.d.,Darü'l‑Kütübü'l‑İlmiyye, Beyrut, 1993, IX/27.

[66]eş-Şâmî, Sübülü'l‑Hüdâ,VII/404‑405.

[67]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/224 .

[68]Ebü'l‑Hasan İzzeddin Ali b. Muhammed b. Abdülkerim İbnü'l‑Esîr (ö.630/1233), Üsdü'l‑Gâbe fî Ma’rifeti's‑Sahabe, 8c.,thk. Ali Muhammed Muavvizv.d.,Darü'l‑Kütübü'l‑İlmiyye, 1994, V/246; Nadir Özkuyumcu, “Mukavkıs”, DİA, XXXI/137.

[69]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/224.

[70]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, I/224.

[71]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/224.

[72]Mısır'da bol su kaynağı bulunan bir plato Bkz. Ebü'l‑FedailSafiyyüddinAbdülmü'minİbn Abdülhak el‑Bağdadî (ö.739/1338), Merâsidü'l‑Ittıla’ ala Esmâi'l‑Emkineve'l‑Bika’, 3c.,thk. Ali Muhammed Bicavi, Dârü'l‑Ma'rife, Beyrut, 1954, I/124.

[73]Ebû Muhammed Cemaleddin Abdülmelik İbnHişâm (ö.213/828) es‑Sîretü'n‑Nebevî, 4c.,thk. Ömer Abdüsselam Tedmürî, Darü'lKitâbi'l‑Arabî, Beyrut, 1990, I/174‑175.

 C. I, s. 21; İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,1/224.

[74]İbnKayyim, Zâdü'l‑Me’âd,I/122.

[75]el-Belâzürî,Ensâbü'l‑Eşrâf,I/511.

[76]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/422.

[77]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/224.

[78]İbnKayyim, Zâdü'l‑Me’âd,I/120.

[79]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,X/201.

[80]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, sI/416.

[81]Ebü'l‑Kâsım Abdurrahmanb. Abdullah İbnAbdülhakem (ö.257/871), FütûhuMısrve'l‑Mağrib, 2c.,thk. Abdülmünim Amir, el‑Heyetü'l‑Amme liKusuri'l‑Amme, Kahire, [t.y.], I/69.

[82]Ahmedî, Mekâtibü'r‑Resûl,I/101;

[83]Ebü'l‑Hasan Nureddin Ali b. EbîBekrb. Süleymanel-Heysemî (ö.807/1405), Mecmaü'z‑Zevâid ve Menbaü'l‑Mevâid, 10c.,thk. Hüsameddin Kudsî, Mektebetü'lKudsi, Kâhire, 1967, IV/152.

[84]Ahmedî, Mekâtibü'r‑Resûl,I/101.

[85]Ahmedî, Mekâtibü'r‑Resûl,I/101.

[86]el-Heysemî, Mecmaü'z‑Zevâid,IV/152.

[87]el-Heysemî, Mecmaü'z‑Zevâid,IV/152.

[88]İbnAbdülhakem, FütûhuMısrve'l‑Mağrib, I/74.

[89]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, s.111.

[90]Ali Yardım, “Düldül”, DİA, X/20.

[91]İbn Hacer, el‑İsâbe, VI/297.

[92]EbûNuaymAhmedb. Abdullah b. İshak İsfahânîEbûNuaymel-İsfahânî (ö.403/1038), Ma'rifetü's‑Sahabe, 4c.,thk. Adil b. Yusuf el‑Azzazi, Medarü'l‑Vatan, Riyad, 2011, I/432.

[93]en-Nîsâbûrî, el‑Müstedrekale's‑Sahihayn,IV/150.

[94]İbnü'l‑Esîr, Üsdü'l‑Gâbe,IV/340.

[95]Neş ise ukıyyenin yarısı olup 20 dirheme denk gelmektedir. Bkz. el-Ezherî, Tehzîbü'l‑Luğa, IX/375.

[96]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/225, I/438‑439.

[97]EbûBekrAhmedb. el‑Hüseyinb. Ali el-Beyhakî (ö.458/1066), Delâilü'n‑Nübüvve ve Ma'rifetu Ahvâli Sahibi'ş‑Şeria,7c.,thk. Abdülmu’tiKal’aci, Dârü'l‑Kütübi'l‑İlmiyye, Beyrut, 1985, V/409.

[98]İbnSa‘d, Kitâbü't‑Tabakati'l‑Kebir, 11c, Ed. Adnan Demircan, çev. Musa Kazım Yılmaz v.d., Siyer Yayınları, İstanbul, 2014, I/339.

[99]Ebû Abdullah Muhammedb. Sa‘db. Meni' ZührîİbnSa‘d (ö.230/845), Kitâbü't‑Tabakâ­ti'l‑Kebîr=et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ, 11c.,thk., Ali Muhammed Ömer, Mektebetü'l‑Hanci, Kâhire, 2001,I/423.

[100]el-Belâzürî, Ensâbü'l‑Eşrâf,I/511.

[101]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/422.

[102]İbnKayyim, Zâdü'l‑Me’âd,I/124.

[103]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/422‑423.

[104]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/225‑26.

[105]İbn Hacer, el‑İsâbe,V/438.

[106]Ebû Muhammed Abdullahb. Müslimb. KuteybeDîneverîİbnKuteybe (ö.276/889), el‑Maarif, thk. Servet Ukkaşe, Dârü'l‑Maârif, Kahire, 1969, s.644; Mustafa Fayda, “Cebeleb. Eyhem”, DİA, VII/184.

[107]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/228.

[108]İbnHabîb, Kitâbü'l‑Muhabber, s.372; Mustafa Fayda, “Cebeleb. Eyhem”, DİA, VII/184.

[109]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/224‑225.

[110]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/249‑250;Mustafa Ertürk “Ükeydirb. Abdülmelik”, DİA, XLII/285‑286.

[111]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,II/151‑152.

[112]İbnSa‘d,et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/249‑250; Mustafa Ertürk “Ükeydirb. Abdülmelik”, DİA,XLII/285‑286.

[113]el-Heysemî, Mecmaü'z‑Zevâid,IV/153.

[114]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,II/74.

[115]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,II/152.

[116]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,II/152; Ebû Abdullah Muhammedb. Ömerb. Vakıd el‑Eslemî el-Vâkıdî (ö.207/823), el‑Megâzî, 3c.,thk. MarsdenJones, Dârü'l‑Alemî, Beyrut, 1989, III/1031.

[117]İbnSa‘d, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/222; el-Vâkıdî, el‑Megâzî,III/1031.

[118]İbnSaʻd, et‑Tabakâtü'l‑Kübrâ,I/22; Ebü'l‑Hasan İzzeddin Alib. Muhammedb. Abdülkerim İbnü'l‑Esîr (ö.630/1233), el‑Kâmilfi't‑Tarih, 13c.,Dâru Sadır ; Dâru Beyrut, Beyrut, 1965, II/214; İbn Hacer, el‑İsâbe,I/631.

[119]Birsim sözlükte yonca anlamına gelmektedir. Muhtemelen yonca şeklinde bir altın hediye kastedilmektedir. Bkz. SerdarMutçalı, Arapça‑Türkçe Sözlük, Dağarcık Yayınları, İstanbul, 1995, s.50.

[120]Ebü'r‑Reyhan Muhammedb. Ahmed el‑Harizmiel-Bîrûnî (ö.453/1061), el‑Cemâhirfî Ma'rifeti'l‑Cevâhir, Âlemü'l‑Kütüb, Beyrut, 1984, s.66‑67;Muhammed Hamidullah (ö.1423/2002), İslamPeygamberi: Hayatı ve Faaliyeti, 2c., çev. Salih Tuğ, İstanbul, İrfan Yayınevi, 1990, II/860.

[121]Ebû Davud, Libâs, 5; EbûBekrAhmedb. Amrb. Abdülhalik el‑Basri el-Bezzâr(ö.292/905), el‑Bahrü'z‑Zehhâr=Müsnedü'l‑Bezzâr,18c.,thk. Mahfuzurrahman Zeynullah, Mektebetü'l‑Ulum ve'l‑Hikem, Medine, 1988, XIV/41; İbnü'l‑Esîr, Üsdü'l‑Gâbe,II/604.

[122]el-Bezzâr, Müsnedü'l‑Bezzâr,XIV/41.

[123]Ebû Davud, Libâs, 5.

[124]Hüseyin Algül, “Himyerîler”, DİA,XVIII/62‑63.

[125]EbûDâvûd, Haracve'l‑İmâre, 35.

Sayı 8

Temmuz-Haziran 2020

Sayı 7

Ocak-Haziran 2020

Sayı 6

Temmuz-Haziran 2019

Sayı 5

Ocak-Haziran 2019

Sayı 4

Temmuz-Haziran 2018

Sayı-3

Ocak-Haziran 2018

Sayı 2

Temmuz-Haziran 2017

Sayı 1

Ocak-Haziran 2017