İlk Dönem Siyer Kaynaklarında İlk Vahiy

İlk Dönem Siyer Kaynaklarında İlk Vahiy

Vahyin başlangıcıyla alakalı ilk dönem siyer kaynaklarında oldukça farklı rivayetler bulunmaktadır. Bu anlatımlarda ilk vahyin nasıl geldiği, ilk vahyin hangi sûre ve âyetler olduğu, Hz. Peygamber’e ilk vahyin ilk defa kaç yaşında ve ne zaman geldiği hususundaki rivayet farkları dikkat çekmektedir. Bununla birlikte kaynakların bu konuda aktardığı ortak bilgiler ise Hz. Peygamber’in risâletle görevlendirildiği zaman sadık rüyalar gördüğü, karşılaştığı ağaçların ve taşların ona “es-Selâmü aleyke Ya Resûlallah” şeklinde seslendikleri ve kendisine yalnızlığın sevdirildiği, bu sebeple her sene bir ay Hira’da yalnız kalıp ibadet ettiği (tehannüs) yönündedir.

Hz. Peygamber’e ilk vahyin nasıl geldiği konusunda Siyer kaynaklarında iki tür anlatım yaygındır. Buna göre Hz. Peygamber’e vahiy bir melek aracılığıyla ya da görmediği bir varlığın sesiyle gelmiştir. Hz. Peygamber’e ilk vahyi getiren meleğin İsrafil olduğuna dair sınırlı nakil mevcutsa da bu konuda kabul gören Hz. Peygamber’e ilk vahyin Cebrail aracılığıyla geldiği hususundadır. Ancak Cebrail’in gelişiyle ilgili de farklı rivayet ve anlatımların mevcut olduğu görülmektedir. Öyle ki Siyer kaynaklarında Cebrail’in Hz. Peygamber’le ilk karşılaşmasında doğrudan vahyi ilettiği yönündeki anlatımların yanı sıra ilk karşılaşmada vahyi tevdi etmeksizin sadece “Ya Muhammed! Ben Cibrîl’im” şeklinde kendini tanıttığı yönünde anlatımlar dikkat çekmektedir. Yine bu tür rivayetlere göre Cebrail cumartesi ve pazar günleri Hz. Peygamber’e görünmüş, pazartesi de vahyi getirmiştir. Öte yandan Cebrail’in vahiy getirmesine dair anlatımlar da gerek Cebrail ile Hz. Peygamber’in diyalogu noktasında gerekse Hz. Peygamber’in ilk karşılaşma anındaki durumu noktasında zenginlik içermektedir. Öyle ki kimi rivayetlerde ilk karşılaşma esnasında Hz. Peygamber oldukça sakin/dinginken, kimi rivayetlerde ise gördüklerinden endişeye kapılmış/ürkmüş bir haldedir.Hz. Peygamber’e ilk vahyin görmediği bir varlığın sesiyle geldiği yönündeki rivayete göre ise ona öncelikle “Ya Muhammed! şeklinde seslenilmiş, korkuyla bulunduğu yerden ayrılmış, Hz. Hatice’nin yönlendirmesiyle Varaka’ya gitmiş, Varaka ise ona bir daha ses duyduğunda kaçmamasını ve ne denildiğini anlamak için yerinde durmasını tavsiye etmiş. Bunun üzerine Hz. Peygamber, yine yalnız kaldığında ses ona Fatiha Sûresini okumuştur.İlk dönem Siyer kaynaklarında ilk vahyin ne olduğu konusunda üç farklı görüş mevcuttur. Bu görüşlere göre ilk vahiy esnasında nazil olanlar Alak Sûresi ve Müddessir Sûresi’nin ilk âyetleri ve Fâtiha Sûresi’nin tamamıdır.Ancak erken dönem Siyer kaynaklarından günümüzdeki araştırmalara ağırlıklı olarak kabul edilen görüş, Alak Sûresi’nin ilk vahiy olduğu yönündedir. Bu hususta müelliflerin diğer görüşlere de yer vermekle birlikte Alak Sûresi ile ilgili rivayetlere daha fazla itibar göstermeleri etkili olmuştur. Nitekim Alak Sûresi ile alakalı nakillerin ilk sırada zikredilen rivayetler olması bunun bir göstergesidir. Zira klasik rivayet kültürü doğrultusunda şekillenen telif geleneğinde kendilerine ulaşan bilgileri topyekûn aktarma gayesi güden müelliflerin genelde en muteber buldukları rivayetleri başta zikretmek suretiyle kanaatlerini ortaya koydukları bilinen bir yöntemdir.Hz. Peygamber’in risâletle görevlendirildiği zaman kırk yaşında olduğu konusunda ittifak halinde olunan rivayetler mevcuttur. Ancak çok yaygın olmamakla birlikte ona vahyin kırk üç veya kırk beş yaşında geldiği yönünde rivayetler de mevcuttur. Bununla birlikte ilk vahyin ne zaman indiği konusunda farklı rivayetler bulunmakla birlikte Ya‘kûbî’nin vahyin Recep ayında indiği yönündeki rivayeti dışında ilk vahyin Ramazan ayında ve pazartesi indiği hususunda bir ittifaktan bahsetmek mümkündür. Şüphesiz vahyin Ramazan’da inmeye başladığı hususunda “Ramazan ayı ki Kur’ân onda indirilmeye başlandı…” ve “Biz Kur’ân’ı Kadir gecesinde indirmeye başladık…” mealindeki âyetler belirleyici olmuştur. İlk vahyin pazartesi indiği noktasında ittifakın nedeni olarak ise Hz Peygamber’den pazartesi orucu hakkında nakledilen “o gün içinde doğduğum ve peygamber olarak gönderildiğim veya bana (vahiy) indirildiği gündür” şeklindeki rivayet düşünülebilir. Kaynakların farklılaştığı nokta ise Ramazan ayında vahyin indiği pazartesinin tesbiti meselesidir. Bu konuda öne çıkan görüşler, vahyin Ramazan’ın on yedinci, on sekizinci ve yirmi dördüncü gününde indiği şeklindedir.

İlk vahiyle ilgili anlatımlarda Hz. Peygamber’in melekle karşılaşması ve ilk vahyi alış esnasında uyanık olduğu vurgusu yapılmaktadır.Ancak İbn İshâk,vahyin başlangıcı ve ilk vahiy ile ilgili anlatımlarında Hz. Peygamber'e ilk vahyin uyurken geldiğini nakletmektedir. Süheylî bu rivayeti Cebrail’in Hz. Peygamber’i vahye hazırlamak, ona risâleti kolaylaştırmak için Kur’ân’ı indirmeden önce göründüğü şeklinde yorumlamaktadır.Siyer kaynaklarında Alak Sûresi’nin ilk vahiy olduğu konusunda nerdeyse bir ittifaktan söz etmek mümkün iken bu bilgiyi aktaran rivayetlerden hangisinin doğruya en yakın olduğu noktasında bir mutabakat sağlanamamıştır. Ancak bu konuda daha önce kısmen değindiğimiz Hz. Peygamber’in ilk vahyi aldığında şaşırıp korkuya kapıldığı yönündeki anlatımlara diğer anlatımlardan daha çok teveccüh gösterildiği tespit edilmiştir. Bu anlatım türünü ihtiva eden rivayetlerin metin ve senet yönünden ufak farklılıklar içerse de genel itibariyle temel hususlarda mutabık oldukları görülmektedir. Söz konusu rivayetlerin mutabık oldukları hususlar arasında Hz.Peygamber’in Cebrail’le Hira’da karşılaşıp vahyi alması, vahiy esnasında/sonrasında korkup endişeye kapılması ve Cebrail’in “Oku!” emrine Hz. Peygamber’in “Ben okuyamam!” cevabını vermesinin ardından Cebrail’in onu sıkmasını zikredebiliriz.Vahiy sonrasında Hz. Peygamber’in korkuyla eve dönüp olanları Hz. Hatice’ye anlatması, Hz. Hatice’nin onu teskin etmeye çalışması ve amcaoğlu Varaka b. Nevfel’e olanları aktarıp ondan onay ve destek alması gibi anlatımlar da ortak hususlar arasında zikredilebilir. İlk vahiyle alakalı ayrıntılı ve zengin içerikli anlatımlarda Hz. Peygamber ve Cebrail dışındaki Hz. Hatice, Varaka b. Nevfel ve bazı rivayetlerde yer alan Hıristiyan köle Addas gibi şahısların etkinliğinin cahiliye döneminden beri süregelen Arap kıssacılık geleneği ve üslubunun etkisi ile ortaya çıkmış olması muhtemeldir.

Sayı 8

Temmuz-Haziran 2020

Sayı 7

Ocak-Haziran 2020

Sayı 6

Temmuz-Haziran 2019

Sayı 5

Ocak-Haziran 2019

Sayı 4

Temmuz-Haziran 2018

Sayı-3

Ocak-Haziran 2018

Sayı 2

Temmuz-Haziran 2017

Sayı 1

Ocak-Haziran 2017


ARŞ.GÖR.ŞÜKRAN ADIGÜZEL