Bir İlim Olarak Siyer Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

Bir İlim Olarak Siyer Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

PROF. DR. LEVENT ÖZTÜRK*

 

1.İslâm İlimler Geleneği ve Siyer

 

İslâm kültür ve medeniyetinin kökenlerini oluşturan bilgi birikimi, Kur’ân-ı Kerîm’i en doğru bir şekilde anlama ve Resûlullah’ın (sa) hayatını gerçeğe en yakın bir biçimde tespit etme gayretinin neticesinde oluşmuştur. Bu bilgi birikimi, Ömer b. Abdülazîz’in (717-720) Emevî halifesi olarak tahta oturmasına kadar ihtiyaçlara göre şekil kazanmıştır. Ancak onun emriyle yeni bir evre başlamış, o güne kadar yazılan tüm bilgiler resmî olarak İbn Şihâb ez-Zührî (ö. 124/741) marifetiyle derlenmiş, saray merkezinde toplanmıştır. Toplanan bu bilgilerin Emevî devletinin sonlarına özellikle de Abbâsî devletinin kuruluş yıllarına doğru ilim dallarına ayrılarak tasnif edildiği bilinmektedir. Dolayısıyla bu evreye kadar karşımıza çıkan İslâmî bilgiyi, bir bütün olarak algılamak daha doğru olacaktır. Elde edilen bilgileri ve yazılan risâleleri, toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan çabalar olarak görmek gerekir. İslâm toplumunda Hz. Peygamber’in vefatından sonra yaşanan gelişmeler bağlamında derlenen ilk bilgilerin cihadın fazileti ve Hz. Peygamber’in gazveleri şeklinde olması tesadüf değildir.

 

2. Siyer’in Hadis ve Tarihin alt şubesi olarak değerlendirilmesinin sıhhati.

 

Yukarıda verdiğimiz bilgiler bağlamında en azından Ömer b. Abdülazîz’in ölümüne kadar (miladî 720) İslâmî ilimlerin ayrı şubeler teşkil etmediğini, herhangi birinin diğerinden önce oluşmadığını kabul etmek zorundayız. İslâm toplumunda sirküle eden bir bilgi bütünü bulunmaktadır. Nakiller ve rivayetler dünyası, ihtiyaçlara cevap verecek şekilde değişkenlikler göstermektedir. Bu bakımdan ne hadis ilmi önce başlamış (veya toplanan hadisler, hadis ilmini oluştursun diye toplanmış), ne de siyer sonraya kalmıştır. Bu ilim dalları tek bir bilginin, Kur’ân ve sünnetin en doğru bir biçimde tespit edilmesi çabasının bir ifadesi olarak teşekkül etmiştir. Ne siyer, hadisin alt şubesi, ne de hadis, fıkıh veya diğerleri bir diğerinin üst başlığıdır. Bilgileri tasnif gayretiyle başlayan çaba, 720’li yıllardan sonraya tesadüf eder ve bilginin bir araya getirilmiş olması âlimlere hız kazandırır. Müstakil başlıklar ve ilim dallarının ilk önemli eserleri bu dönemde kaleme alınır. Şahsî kanaatimi bu şekildedir. Bugün ilk dönemi temsil eden bilgiyi tevhit etmek ve birlik içinde bilgiye, rivayetlere yeniden bakmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

 

3. İnderdisipliner Yaklaşım Olarak Siyer

 

            3.1. Siyer ve Kur’ân

 

Biraz önce ifade ettiğim dönemde tüm bilgiye bir bütün olarak bakıldığından, yeni yapılacak olan çalışmalarda interdisipliner bir yaklaşım sergilemek ve siyer bilgisini diğer bilim dalları ile bir bütün olarak ele almak gerekiyor. Zira Kur’ân-ı Kerîm, sîret-i resûldür. İslâm öncesi Arap toplumunu ve İslâm kültürünün oluştuğu Hicaz kültürünü bize tanıtan kıymetli bilgiler içermektedir. Kur’ân-ı Kerîm’in Hz. Peygamber döneminde yaşanan pek çok hâdiseye yaptığı atıf, siyer kültürünün Kur’ân kültürü olmadan anlaşılamayacağının bir işaretidir. Mücâhid b. Cebr’in ve Mukâtil b. Süleyman’ın eserlerinin bu dönemde yazılmış olması ve siyere dair birçok bilgiye de temas etmeleri, Musa b. Ukbe ve İbn İshak gibi yine bu dönemde eser kaleme alan müelliflerin olaylarla ilgili âyetlere yaptıkları yoğun vurgu bu gerçeği net bir şekilde teyit etmektedir.

 

            3.2. Siyer ve Hadis

 

Siyer ve hadis bilim dallarının bilgiyi toplama ve değerlendirme yöntemleri kuşkusuz birbirinden farklıdır. Bu durum bir zaruret neticesinde ortaya çıkmıştır. Emevîler döneminin sonlarında, Abbâsî devletinin başlarında o güne kadar nakledilen ve derlenen bilgiler bağlamında bilim dallarının ortaya çıkmaya başlaması, her bir bilim dalında farklı üslup ve metotla eser kaleme alınması dönemin tabiî bir yansımasıdır. Başa dönecek olursak Hz. Peygamber’in hayatına ve sözlerine dair toplanan her bir rivayet tüm ilim dallarının ortak alanıdır. Hadis kitaplarında ilgili bab başlığı altında birkaç cümlesini gördüğümüz bir olayın tamamı veya daha geniş bir versiyonu siyer kaynaklarında yer almaktadır. Siyer kitaplarında karşımıza çıkan bilgilerin bir kısmı hadis âlimleri tarafından çeşitli kriterler bağlamında dışarıda bırakılmış olsa da tarihi hâdiselerin ve gerçekliklerin bir parçası olabilmektedir. Ayrıca hadis âlimlerinin kendi dönemlerinin bilgileri ve algıları bağlamında terk ettikleri bir bilgi bugünkü bilgilerimiz ve değerlendirmelerimiz çerçevesinde Hz. Peygamber dönemine ait bir olayı aydınlatabilmektedir.

 

            3.3. Siyer ve Fıkıh

 

Fıkıh bilgimizin doğru tespit edilmeyen bir siyer bilgisi üzerine kurulamayacağı âşikardır. Birçok mezhepsel ihtilafın bu tespitlerde görülen farklılıklardan kaynaklandığı bilinmektedir. Sadece Fey ve ganimet konusu bile başlı başına tüm gazve bilgilerinin ve bu gazvelerdeki uygulamaların doğru tespit edilmesini gerekli kılmaktadır. Bu aynı zamanda tefsir kültürü içinde şekillenen ahkâmla ilgili tespitlerin, nâzil olan âyetlerin tarihlendirilmesiyle ilgili sorunların ele alınmasını gerektirir. Sadece mezheplerin kendi içinde kabul ettiği metotlarla bir takım sonuçlara gitmek, bu metotlara aykırı bilgilere değer vermemek bilgiyi daraltan ve katı tutumların ortaya çıkmasına neden olan bir patolojidir.

 

            3.4. Siyer ve Diğer ilimler

 

Tüm gaye ve hedefimiz, hakikati aslına en uygun bir biçimde tespit etme veya hakikate yaklaşma çabası olduğuna göre burada kollektif çalışmanın değeri bir kat daha artmaktadır. İslâm dünyasında on beş asırdan bu yana yapılan tüm çalışmalar değerlidir. Bize sundukları bilgiler kıymet ifade etmektedir. Ancak bugün bilgiye daha geniş bir açıdan ulaşabilmekteyiz. Yıllar öncesinde bir metinde ‘kıdrü’l-müsahhane’ ifadesi bizi bir hayli uğraştırmıştı. Yemen’in Fav bölgesinde gerçekleştirilen kazı çalışmalarına ait bir eser elimize geçmişti. Bu kazı sonuçlarında envantere giren eserlerden birisi de bazalit kayalardan oyularak yapılmış olan granit tencerelerdi. Yine Emevîler dönemine ait ucunda paten yazısı olan bir sarığa ait müze belgesi bizi metinleri anlama noktasında daha fazla bilgilendirmektedir. Bugün uzaydan alınan görüntülerle toprağın altında kalan bir şehrin tüm planını veya mezar kazıntı yerlerini görebilmekteyiz. Dolayısıyla rivayetlerin bize sunduğu bilgilerin diğer bilim dallarının sunduğu imkânlarla doğrulanması veya yanlışlanması sürecini tecrübe etmek durumundayız.

 

4. Siyer Bağımsız Olmalı Mıdır?

 

Şahsî kanaatim, her bir bilim dalının bağımsız çalışmalar yapması şeklindedir. Ancak bu sadece kendi metot ve dar çizgilerinde kalmayı gerektirmemektedir. Bugün Hz. Peygamber’in hayatına ait bir karenin tespiti, antropolojiden arkeolojiye, uzay bilimlerinden minerolojiye, tarım bilgisinden hayvancılığa uzanan bir yolculuğu gerekli kılmaktadır. Bu yapılabildiği ölçüde, günümüze gelen tüm rivayetlerin birçok gerçekliği bünyesinde barındırdığını ve belki de gayr-i sahih addedilen birçok materyalin değer kazanabileceğini veya sahih addettiğimiz bazı bilgilerin de yersiz olduğunu göreceğiz.

 

5. Din Eğitimi Açısından Siyer ilmi.

 

Sebep ve sonuçları itibariyle tam tespit edilememiş eksik bilgilerle anlatacağımız siyer malzemesi eğitim açısından da sınırlandırıcı ve yetersiz olacak veya eksik sonuçlar doğuracaktır. Her çaba mutlak anlamda kutsaldır ve hitap ettiği bir çevre vardır. Ancak bilgilerin daha köklü bir şekilde elde edilmesi lüzumsuz tartışmaları ve anlamsız yorumları ortadan kaldıracak ve dinî hayatın daha doğru bir biçimde şekillenmesine imkân tanıyacaktır.

 

6.  Siyer İlminin Bağımsızlığının Getirileri Neler Olabilir?

 

Bugün birçok bilim dalında kendini yenileme sıkıntısı görülmektedir. Direnç gösterildiği açıktır. Kendi sınırlarının dışına çıkmayı başaramamak bir yana buna ihtiyaç olmadığı ileri sürülmekte, asırlardan beri gelen bilginin yeterli olduğu ifade edilebilmektedir. Bu bağlamda yukarıda zikrettiğim çerçeveye bağlı olarak atılacak adımlar Siyer ilmine bağımsızlıktan öte tüm ilim dallarını tevhit eden bir misyon sunacaktır. Bu, bağımsız bir bilim dalı olmaktan daha büyük bir kazançtır.

 

7. Siyer Araştırmalarının Disipline Edilmesi/Profesyonelleşme Bağlamında Siyer İlmi

 

Günümüzün bize sunduğu imkânları iyi değerlendirip yöntemlerimizi yeniden oluşturduğumuzda siyer araştırmalarının hem hız hem de büyük bir güç kazanacağını düşünüyorum. İnterdisipliner bir çalışma profesyonelleşmenin ilk adımı olacaktır. Tüm bilim dallarının sunacağı bilgi sayesinde Siyer ilmi daha seçkin bir konuma yükselecektir.

 

 


* Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Sayı 8

Temmuz-Haziran 2020

Sayı 7

Ocak-Haziran 2020

Sayı 6

Temmuz-Haziran 2019

Sayı 5

Ocak-Haziran 2019

Sayı 4

Temmuz-Haziran 2018

Sayı-3

Ocak-Haziran 2018

Sayı 2

Temmuz-Haziran 2017

Sayı 1

Ocak-Haziran 2017


PROF.DR.LEVENT ÖZTÜRK